Yazar Girişi 

BANA WILLAM DEYİN: Yazan: Özdemir Nutku, Dramaturg Hülya Nutku, Oynayan: Zafer Diper BİZİM TİYATRO TİYATRO - OYUN

BANA WILLAM DEYİN: Yazan: Özdemir Nutku, Dramaturg Hülya Nutku, Oynayan: Zafer Diper BİZİM TİYATRO
 
Yazi Boyutu

Tarih : 06.02.2010 15:11:50


Zafer Diper: 8 Ocak Cuma günü; saat 20.30 da BMKM Kadıköy Sahnesinde: Bana Willim Deyin tek kişilik oyunla izleyicilerle buluşutu. Bizim Tiyatro, 2009-2010 döneminde William Shakespeare den esinlenerek Özdemir Nutku nun yazıp-yönettiği Bana William Deyin adlı tek kişilik oyunu sergileyecek. Oyunun dramaturgluğunu Hülya Nutku üstleniyor. Oyunun dekor ve kostümü ise Selda Kulluk Yerdelen yaptı.





BANA WILLAM DEYİN

William Shakespeare (  26 Nisan 1564 –  23 Nisan 1616)



Shakespeare’den esinlenerek
Yazan-Yöneten Özdemir Nutku 
 
OYUN PROGRAMI:
BMKM Barış Manço Kültür Merkezi Kadıköy-İSTANBUL
TLF: 0216 418 95 49
Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde (0216.418 95 49)
      MART: 05 Mart Cuma 20.30
      MART: 06 Mart C.tesi 20.30
      MART: 12 Mart Cuma 20.30
      MART: 13 Mart C.tesi 20.30
      MART: Dünya Tiyatro Günü kapsamında: 26 Mart Cuma 20.30
      NİSAN: 09 Nisan Cuma 20.30
      NİSAN: 17 Nisan C.tesi 20.30
      NİSAN: 24 Nisan C.tesi 20.30
 
Bursa Nilüfer Belediyesi Tiyatro Festivali kapsamında:
      MART: 19 Mart Cuma 20.00 - Uğur Mumcu Sahnesi
 
İzmir Tiyatro Günleri kapsamında Fuar İzmir Sanat-Büyük Salon’da:
        MART:   31 Mart Çarşamba 20.30
        NİSAN: 01 Nisan Perşembe 20.30
      NİSAN: 02 Nisan Cuma 20.30… 

Özdemir Nutku ve Zafer Diper; Oyun provasından


Prof.Dr. Özdemir Nutku
Özdemir Nutku


 


Zafer Diper:  BANA WILLAM DEYİN: Yazan: Özdemir Nutku, Dramaturg Hülya Nutku, Oynayan: Zafer Diper BİZİM TİYATRO
Dramaturg Hülya Nutku

Dekor-Giysi Selda Kulluk Yerdelen

Oynayan (Oscar) Zafer Diper

Zafer Diper    

(İlk gösterim Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi)

Bizim Tiyatro / Bana William Deyin / 2009-2010


Bizim Tiyatro, 2009-2010 döneminde- Özdemir Nutku’nun yazıp-yönettiği, Zafer Diper’in Oyuncu-Oscar’ı oynadığı, Bana William Deyin adlı oyunu sergileyecek… Oyunun dramaturgluğunu Hülya Nutku üstleniyor. Oyunun dekor ve giysisi ise Selda Kulluk Yerdelen’e ait… Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde (0216.418 95 49) sergilenecek


 


Bizim Tiyatro / Bana William Deyin / Özdemir Nutku


      BANA WILLAM DEYİN: Yazan: Özdemir Nutku, Dramaturg Hülya Nutku, Oynayan: Zafer Diper BİZİM TİYATRO

Bizim Tiyatro, 2009-2010 döneminde William Shakespeare’den esinlenerek Özdemir Nutku’nun yazıp-yönettiği “Bana William Deyin!” adlı tek kişilik oyunu sergileyecek… Oyunun dramaturgluğunu Hülya Nutku üstleniyor. Oyunun dekor ve kostümü ise Selda Kulluk Yerdelen’e ait…

Yakın bir tarihte geniş-kapsamlı bir “Shakespeare Sözlüğü”ne imza atan Özdemir Nutku, birçok Shakespeare oyununun da çevirisini yapmış, dilimize kazandırmıştır..

Bana William Deyin; Shakespeare hayranı, istediği rollere bir türlü kavuşamamış bir oyuncunun(Oscar’ın) bir vodvil sonrası unutulduğu tiyatronun soyunma odasında; düş ve gerçek arasında, Shakespeare metinlerinden bölümler oynaması-yorumlaması üzerine kurulu… Geçmişte bir sirkte palyaçoluk yapan Oscar, “Palyaçolar güldürür, soytarılar doğruyu söyler” savından hareketle, ilerlemiş yaşına karşın-ve unutamadığı aşkı Lisa’nın da yaşantısına kattığı çağrışımlarla Shakespeare rollerini (ki özellikle soytarılarını) oynama tutkusu içinde, kendi kendine büyük ustadan kimi sahneleri canlandırmakta, ona sığınmaktadır bir bakıma.. Bu yalnız adamın dramı; yaşamda da, tiyatroda da istemediği rollerin oyuncusu olma durumudur. Oscar, acaba isteğine kavuşabilecek mi? Sorunun yanıtını, tek kişilik oyunlarıyla da (Yargı, Ölüm Uykudaydı, Özkıyım) tiyatroda uzun soluklu bir oyunculuk sergileyen Zafer Diper sunacak.

Bugünün metinleri başka metinlerle söyleşi içindedir, ‘Her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur ve kendi içinde başka bir metnin eritilmesidir’ diyen, metinlerarası ilişkileri ilk kez tanımlayan Julia Kristeva’dan yola çıkarak “metinler arası ilişkilerde ana metin ile yararlanılan metin ilişkisini anlamak ve yorumlamak önemlidir” sonucuna varabiliriz.. Anlama-yorumlama-çözümleme eylemi yapıttan kendine dönerken zenginleşir. Bu da oyuncunun rolü değil, fondaki değişken metinlerin ortaya koyduğu öteki olma’nın algıladığı metne dönüşür. Yaşanmış olan düşsel olanı, düşsel olan yaşanmış olanı aydınlatır. Metinlerarası göndermeler anlamın ortaya çıktığı devingen bir alan oluşturur.

Oscar’ın ve tiyatronun Shakespeare gibi bir mirası olması izleyenleri de zenginleştirecektir.
İzledikten sonra artık ona “William..” diyebilirsiniz…

Hülya Nutku

  BANA WILLAM DEYİN: Yazan: Özdemir Nutku, Dramaturg Hülya Nutku, Oynayan: Zafer Diper BİZİM TİYATRO

 


TANSU BELE

Tansu Bele: Felsefeci Yazar, Fotoğraf: Tenise Yalçın/evetbenim.com arşivi

İNSAN OYUNCU MUDUR?
Tansu Bele / Türk Dili Dergis
 

İnsan nedir? Bir oyuncu mudur? Yaşam da bir oyun mudur? Bu sorulara en içten ve derinlikli yanıtlar felsefeden gelir. Felsefe; yani insanın yaşamı ve kendini sorgulaması insa-nın “oynaması” konusunda düğümlenir. Varoluşçuluk (eksiztansiyalizm) bu oyunu, insanın kendini yeryüzünde var kılma çabaları olarak değerlendirir. İnsan yaşamı (zamanı) dünyaya geldiği ya da iki ayağının üzerinde durup düşünmeye başladığı andan beri bir “oyun” olarak görmüş, sürekli “oynamıştır” yeryüzünde: Kendine karşı da, yaşama karşı da doğaya karşı da… Ama kanımca en çok kendine karşı oynamıştır. Çünkü yaşadığının bilincindedir insan, öleceğinin de… Zaman yaşamın ta kendisidir. İnsan oynamasa, nasıl geçirecektir zamanı, onu nasıl aşacaktır?

İnsan Tanrı’yı bile bir oyuncu olarak düşünmüştür. Tanrı, insana göre kendisini izlemek için yaratmıştır dünyayı… Dünya onun yansımasıdır. Birçok dinde ve inanışta vardır bu dü-şünce. İlkçağ filozofları böyle düşünüyorlardı. İlkçağ (antikçağ) filozoflarından Parmenides; “Zaman (aion), oynayan, dama taşı süren bir çocuktur, bir çocuğun hakan oyunu!” der. Za-manın ya da Tanrı’nın oyunu…

Aynı zamanda insan, yeryüzünde “oynadığının” bilincinde olan bir varlıktır. Yaşamın bir oyun, kendisinin de bir oyuncu olduğunu bilmektedir. İnsanın kendi içindeki Tanrı’yı da bir oyuncu olarak düşünmesi ve onunla özdeşleşme çabaları bu bilincin en açık kanıtıdır.

İnsan; bir oyuncu olduğunu bildiği için mi tiyatroyu yarattı? Bence evet. Zamanı aşmak, kendini “sahnede” görmekle eşdeğerdedir. İnsan bunun bir hayal olduğunu da bilir ama yine de dener. Çünkü oyundur onu var kılan… Sahnede olduğunun bilincinde olan insan gerçekten yaşar. Yaşadığını duyumsar. Çünkü sahne, onun sonsuzluğa açılan penceresidir.

Bu gerçeği Shakespeare’den daha iyi, hangi tiyatro yazarı bilebilir? O değil midir oyunla-rında, bize yaşamın da ölümün de bir “oyun” olduğunu, sanki ikisinin de bir ve aynı şeyin iki yüzü olduğunu duyuran? Hangi yazar ondan daha iyi kavramış ya da yansıtmıştır bu gerçeği? Hiçbiri. Shakespeare’nin hâlâ güncelliğini korumasının gizemi de buradadır sanırım.

İnsan, oynadığı büyük “oyun”un yanında ayrıca bir zavallıdır da… O bütün acınası küçük-lüğüyle, güçsüzlüğüyle boyundan büyük bu oyuna koşullanmış bir mutsuz, yetersiz varlıktır. Bu zayıflığını da, oynadığı “oyun”un büyüklüğüyle gidermeye çalışır. Hamlet ne güzel anlatır güçsüzlüğünün gücünü!

İşte bütün bunları, ben bir tiyatro oyununu izlerken yeniden düşündüm. İzlediğim oyun, Bizim Tiyatro’nun yeni sahnelediği “Bana William Deyin” oyunuydu. Bütünüyle “entelektüel” , anlıkçı ve aydın işi bir oyun olan “Bana William Deyin”i, önemli tiyatro insanımız Özdemir Nutku yazmış. Tek kişilik bir oyun olan bu izletide, oyuncu Zafer Diper de harikalar yaratıyor. Oyun; yazarı Özdemir Nutku’nun deyimiyle; “Oscar adlı yaşlı bir aktörün, Shakes-peare tutkusu ile oynadığı roller ve Lisa’ya olan yitirilmiş aşkı ile yalnızlığı arasında geçen iç çatışması ‘Bana William Deyin’ oyununun omurgasını” oluşturmaktadır. Oscar, kimsenin görmek istemediği (ya da görmediği), “terk edilmiş bir insan”dır ya da yeryüzündeki yapayalnızlığa bırakılmış olan insanın ta kendisidir! Ama Oscar’ın belleğinde, Shakespeare’nin görkemli tiratları vardır. Bunları kendi kendine yineleyen Oscar, sıradan ve sevmediği, bayağı bulduğu bir oyunu ezberlemeye koşulludur. Kendisine verilen basit oyunu beğenmeyen Oscar daha büyük “oyunlar” peşindedir. Zavallı Oscar kendisini bir Shakespeare oyuncusu sayar! Hayalleri bu konuda çok büyüktür ve onun zavallılığını aşar. Belki de aşmasını sağlar. Shakespeare’in tiratları burada, zavallı Oscar’ın yüce hayalleri ya da acınası insanın yeryüzünde soyunduğu yüce oyunculuğu anlamını içerir. İnsan zavallıdır ama oyununu “yüce” oynar. Buna zorunlu hisseder kendini… Oyununu oynamak için de kendini yalnızlığına kilitler. Bu yalnızlık, insanın yarattığı bilimin, sanatın ve sonsuzluğun da gidiş yoludur. Bunlar insanı dünyadan, yaşamdan koparan hayalleridir; ama insan ancak onlarla varolabilir. Dünyada kendisini var kılabilir.

Shakespeare’le kendisini özdeşleştiren (bunu sahnede olağanüstü bir beceri ve sergilemeyle, Shakespeare masklarıyla gerçekleştiren Zafer Diper’in oyunu muhteşem) Oscar, zavallılığını, yaşlı bir ölümlü olduğunu, aşkla bütünlenemediğini ve yeryüzündeki yalnızlığını bütü-nüyle unutur. Hayalleri onun her şeyidir. Yaşama nedenidir. Hayalleri olmasa, bu hayallerle kendisini yüceltmese yaşayamaz Oscar… Kendisini bizzat Shakespeare’in kendisi olarak düşlemese varolamaz.

Yazarın oyununu yazarken düşündükleri bunlar mıydı bilemiyorum. Ama benim sahneden edindiğim izlenimlerim bunlar oldu ve bu “oyunu”, bütünüyle felsefi bir oyun olarak izledim. Bu yüzden entelektüel/ anlıkçı, düşünsel bir oyun diyorum. İnsanı yaşam, ölüm ve dünyadaki varoluşu üzerine düşündüren bir oyun; seslendiği izleyici de kanımca kendine özgü, belirli bir kesim olacaktır. Dünya, yaşam, kendisi ve varoluşu üzerine düşünmeyi seven bir kesim…

Zafer Diper, bu güzel oyunu olağanüstü bir edimle (performans) sergiliyor. Oscar’ın payla-ço ve vodvil oyuncusu oluşunu, insanın “yaşamsal soytarı”lığına başarıyla taşıyor. İnsanın, düşünen ve düşündüren bir soytarı olduğunun, soytarılığın işlevinin bu olduğunun altını ustaca çiziyor. Soytarının düşünceyle yaşam arasında dolanan çizgisini çok güzel veriyor. Farklı Shakespeare kişiliklerine bürünerek “oyuncunun oynama keyfini yaşadığı (Hülya Nutku)” süreçte “hem metinlerarası bir Shakespeare yolculuğuna” hem de insanın yeryüzü tragedyasına başarıyla götürüyor izleyiciyi… Bize insanın içinde bulunduğu dramı bulgulatıyor. Çağdaş tiyatronun kolaj denilen, “anlamlı bir bütün oluşturmak üzere parçaların yan yana gelişi” tekniğinden yararlanan oyun ve oyuncu (Zafer Diper), bizi insanın yeryüzündeki serüveninin anlamını sorgulamaya çekiyor.

Oyun içinde yararlanılan başka oyunlar ve Shakespeare alıntıları (Kral Lear, Hamlet, Othello, Venedik Taciri, Romeo ile Jülyet, Onikinci Gece, Beğendiğiniz Gibi) izleyiciyi yaşam ve giderek aşk üzerine irdeleme yapmaya çağırırken diğer alıntılar da (Palavracı Asker/ Plautus, Mavi Sakal- Maeterlinck) güldürürken düşünmesinin önünü açıyor.

Kısacası insanın yaratmasından palavra atmasına, düşünmesinden aşık olmasına, savaşmasından sevişmesine, siyasetinden toplumuna; yapıp ettiği her şeyin “yüce hayallerinin” yol açtığı bir oyun olduğunu düşündürüyor izleyiciye “Bana William Deyin” oyunu. İzlerken sürekli zavallı insanın sonsuzluğa uzanan, kendisini yeryüzünde kalıcı kılmasını içeren bitmez tükenmez hayallerini ve çabalarını düşünüyorsunuz. İnsanın tanrı düşüncesini de katarak kendi kendisini var kılmak için hayallerine dayanıp yücelmeye çalıştığını, bunu bir varoluş, kendini var kılma sorununa dönüştürdüğünü duyumsuyorsunuz.

Yazarın (Özdemir Nutku), dramaturjinin (Hülya Nutku) ve oyuncunun (Zafer Diper) başarısının yanı sıra dekor- kostüm çalışmasının da çok “yerinde” ve “açıklayıcı”, “oyunla bütünleşen” anlamlar taşıdığını söylemeden geçemeyeceğim. Selda Kulluk Yardelen’in başarılı çalışmasında, “Yaşam enerjisini, yaşama gücünü Shakespeare rollerini oynama tutkusu ve Lisa’ya duyduğu aşk(S.K.Yardelen)” tan alan yaşlı, başarısız bir oyuncunun iç dünyasını başarıyla bütünlediğini izliyoruz. Aksesuarlar çok amaçlı ve çok anlatıcı, açıklayıcı. Bu dekoru ve kostümleri olağanüstü bir oyunculuk becerisiyle ve anlatımıyla kullanan Zafer Diper bu oyunuyla kanımca kendi kendisini aşıyor. Oyun da oyuncu da bence dünya çapında ve bu oyunun, Avrupa sahnelerinde sergilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Oyuna emeği geçen başka herkesi, özellikle de yönetmen yardımcıları Aslı Nişancı ve Nazan Diper’i de yürekten kutlarım. Bizim Tiyatro, yalnız tiyatro açısından değil, düşün dünyamıza da katkıları olabilecek bir oyun sergilemiş. Elbette yazarının da büyük emeğiyle.

Tansu Bele / Türk Dili Dergisi

 

 

 

 Ragıp Ertuğrul / SAHNELERDE WILLIAM

1981 yılından bu yana nitelikli, mesajı olan ve cesur metinleri sahneye taşıyan ve tüm kirlenmelere karşı amatör ruhunu koruyan Bizim Tiyatro, üretken tiyatro adamı Prof.Dr.Özdemir Nutku’nun Bana William Deyin oyunuyla perdelerini açtı…Oyunun yazarı Nutku, aynı zamanda yönettiği oyunda, Zafer Diper’in canlandırdığı Oscar adlı yaşlı oyuncunun kulisinde geçen birkaç saate birkaç oyundan bölümler sığdırmış. Yaşamı boyunca Shakespeare oyunlarından birinde başrol oynamayı hayal eden Oscar, vodvillerle yetinmek zorunda kalmıştır...Tiyatro uğruna gençlik aşkı Lisa’dan uzaklaşan Oscar, tiyatroda da bulmayı umduğu büyülü dünyaya kavuşamamıştır. Lisa’ya erişememekten duyduğu özlem, yıllar yılı tutkusunu daha da körüklemiştir…Oscar’ın yüreğinin bir yerinde hala sakladığı heyecanlarını, umutlarını, özlemlerini, kalbinin derinlerine hapsettiği aşkını, tutkularını, istemeyerek yaşamaya göz yumduğu hayatın yansımasını gözlerinde okuduğumuz, sesinde hissettiğimiz Zafer Diper, bir yıllık çalışmanın, emeğin ürününü sahnede sergiliyor. Diper’in abartı girdabına sürüklemeden, çizgisini taklide çevirmeden canlandırdığı onun üzerinde karakter, birer birer sahneye çıkıyor…Bağımsız tiyatro, özellikle içinde bulunduğumuz ortamda ihtiyaç duyduğumuz toplumsal dinamolardan bir tanesi. Takipçisi olarak bu bağımsızlığın sürdürülebilir kılınması sanatsever olarak bizim elimizde.

Ragıp Ertuğrul / Seyir Terası

******

Betül Memiş / BİRAZ DAHA SHAKESPEARE ALMAZ MISINIZ?
Oyun dört önemli ustayı da bir araya getiriyor, bu bakımdan peşrevi atlayıp, doğrudan konuya girmek de fayda görüyorum; Shakespeare, Özdemir Nutku, Hülya Nutku ve Zafer Diper… Olya, Yargı, Özkıyım, Dava gibi oyunlarıyla beyne küşayiş getiren ve hayatın makam durduğu tiyatroculardan Zafer Diper, yeni oyunu Bana William Deyin ile karşımızda... Metinler arası geçişiyle hümanist bir cover ortaya çıkaran Diper, bu performansıyla da 'mütemadiyen saygılar' başlığını hak ediyor…Öyküsü saçıldıkça cazibeler diyarında, keşfe yakın oturtan bir oyunla karşı karşıyayız:Bana William Deyin.. Oyunda, Oscar'ın belleğinde olan Shakespeare'in görkemli tiradları ile onun yaşamı ve yaptığı iş bir çelişki barındırsa da biz izlekler beşeri cennet vahasında, maruzatım var söylemiyle konuşlanıyoruz oturduğumuz koltuklara. Bir nevi Oscar'ın yalnızlığı

bugünkü insanların yalnızlığı; onun terkedilmişliği, bugünkü bireylerin terkedilmişlikleri oluyor. Ama o da, sanki bunu özellikle istiyormuş gibi, kendini dış dünyadan soyutlayarak bizlerin belleklerine muştuluyor. Oscar'ın gerçek ve hayal aleminde verdiği kavgada; insanın yeryüzündeki yalnızlığının sıfatlaştırılması, sudan karaya geçişteki ulu sızlanış ve belki de tanrılığa özenmesi yer alıyor…Bu yalnız adamın dramı; yaşamda da, tiyatroda da istemediği rollerin oyuncusu olma durumudur. Oscar'ın aynaya bakarak başlayan kendine konuşması zaman zaman bizlere, zaman zaman 'yukardaki'ne yöneliyor ki bu durum Shakespeare'in tiratları arasında sıkı bir serüvene sürüklüyor… Shakespeare'le kendisini özdeşleştiren ve aynı zamanda arka fonunu da Shakespeare masklarıyla süsleyen Oscar'ın ara ara düştüğü uykuları bizleri bilmediğimiz bir rüyaya yatırıyor. Uykular da netice de küçük ölümlerse, biz mi Oscar'ın, yoksa Oscar mı bizim gerçeğimiz ya da hayalimiz, bunu oyunun sonunda ekranda gördüğümüz maskta ve kapı altından atılan mektupta anlıyoruz. Sonu gizemli bitirmek istedim, maksat bu cümleleri buraya kondurmak değil, tiyatro rotasına sizi de kaydırmak…Memleketim coğrafyasında, uzun zamandır kediye kafa atan mücahit fare hissiyatıyla yaşayan bana, ilaç niyetine iyi gelen oyun sonrasında, ustayla sıkı bir de sohbete oturduk. Zafer Diper, güzel bir hayalinden bahsetti; "2011'de, çok farklı bir anlatımda ve görsellikte Hamlet'i sahneye koyacağım" dedi. Anlattığına göre hem de öyle bir Hamlet ki tüm ezberleri yeniden tanımlatacak cinsten. Durumun bir diğer naifliği ise; Bizim Tiyatro ilk açılışını 1981'de yine Diper'in başrolünü oynadığı Hamlet'le yapmış. Bu defa Hamlet, Diper'in oğlu olacak. Tabii ki sponsor işlerini halledebilirse. Umarım usta, istediği-hayalindeki Hamlet'i bana anlattığı heyecanla sahneye taşıyabilir… Betül Memiş / Bianet

Betül Memiş

 

Haber Kaynak: İleti Haber; Zafer Diper Bizim Tiyatro
Fotoğraflar: Bizim Tiyatro
bizimtiyatro@gmail.com
Alıntı: "İNSAN OYUNCU MUDUR?"  Tansu Bele, Bizim Tiyatro
Haber Düzenleme: Tevfik Yalçın evetbenim.com 

 

 



1051 Kisi Tarafindan Okundu.

Yazdir Yorum Ekle Tavsiye
1 2 3 4 5 Bu Habere Toplam 29/6 Kere Puan Verildi (Ort:4,83333333333333)
Kaynak: Zafer Diper evetbenim

Kategori ¬ TİYATRO - OYUN

Yorumlar ( 0 )

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

Diğer Yazilar

KAHRAMANMARAŞ DEVLET TİYATROSU 12 Mart 2010 Cuma günü açılıyor

KAHRAMANMARAŞ DEVLET TİYATROSU 12 Mart 2010 Cuma günü açılıyor
Devlet Tiyatroları ndan Yeni Bir Sahne: Kahramanmaraş Devlet Tiyatrosu, Devlet Tiyatroları nın 51. sahnesi olarak 12 Mart 2010 Cuma günü Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ın katılımı ile düzenlenecek törenle açılacak.

 09.03.2010 17:50:27

Türkiye nin En Büyük Tiyatro Festivali : 5 Mart 2010 Cuma günü  Bursa Nilüfer de başladı

Türkiye nin En Büyük Tiyatro Festivali : 5 Mart 2010 Cuma günü Bursa Nilüfer de başladı
5–28 Mart 2010 arasında otuzaltı civarında oyunu Nilüfer Belediyesi nin sahnelerinde izlenime sunacak. Festival süresince sahnelenecek oyunlardan bazıları: Bana William Deyin/ Bizim Tiyatro, 72. Koğuş, İyi Günde Kötü Günde,Cimri. Testosteron, Şölen

 09.03.2010

İ.B.B. Şehir Tiyatroları Mart Ayı Programı: 2 si Yeni 34 Oyun

İ.B.B. Şehir Tiyatroları Mart Ayı Programı: 2 si Yeni 34 Oyun
Şehir Tiyatroları, Mart ayında 2 si yeni 34 oyunla seyircisini selamlıyor. 2009-2010 sezonunda, pek çok yeni oyunu repertuarına katan İ.B.B. Şehir Tiyatroları, Mart ayında Özen Yula nın yazdığı M. Nurullah Tuncer in yönettiği Dünyanın Ortasında Bir Yer ve William Shakespeare in yazdığı Kemal Başar ın yönettiği Romeo ve Juliet adlı oyunları seyirciyle buluşturacak.

 08.03.2010 14:00:27

Hergelekon: Evrensel Kabare Tiyatrosu

Hergelekon: Evrensel Kabare Tiyatrosu
20 Mart Cumartesi: İzmir Güzelyalı Kültür Merkezi, 27 Mart Cumartesi: İzmir Selçuk Belediyesi Kültür Merkezi nde POLİTİK güldürü HERGELEKON u tiyatroseverlere sunuyor.

 08.03.2010

Devlet Tiyatroları Mart Ayı Turneleri

Devlet Tiyatroları Mart Ayı Turneleri
Devlet Tiyatroları nın 2010 Mart turne programına göre; 10 Bölgeden, 23 değişik oyun, 8 yerleşik turne sahnesi ile her ay her ilde tiyatro kapsamında, 18 değişik turne sahnesinde toplam 74 temsil verecek

 03.03.2010 01:03:34

CUMHURİYETİN İLK SADASI Oyunu ile Erzurum Devlet Tiyatrosu  ilk kez Ankara da: 2-7 Mart  2010, Ankara Altındağ Tiyatrosu

CUMHURİYETİN İLK SADASI Oyunu ile Erzurum Devlet Tiyatrosu ilk kez Ankara da: 2-7 Mart 2010, Ankara Altındağ Tiyatrosu
Dünya Prömiyeri projesi kapsamında 1 Ekim 2009 tarihinde Erzurum Devlet Tiyatrosu sahnesinde dünya prömiyeri yapan CUMHURİYETİN İLK SADASI adlı oyun 2-7 Mart tarihleri arasında ALTINDAĞ TİYATROSU nda Ankaralı sanatseverlerle buluşacak.

 02.03.2010

PEER GYNT  Oyunu Mart Programı

PEER GYNT Oyunu Mart Programı
Yönetmenliğini Abdullah Cabaluz un üstlendiği; Seniha Bedri Göknil, Zehra İpşiroğlu ve Mehmet Ergen çevirilerinden Oyunbaz tarafından derlenen Peer Gynt, Çehov un En beğendiğim yazar sözleriyle nitelediği, Norveç tiyatrosunun dünyaya mal olmuş ünlü oyun yazarı Henrik Ibsen in başyapıtlarından biri.

 28.02.2010 23:34:32

ANKARA DEVLET TİYATROSU MART AYINDA 27 DEĞİŞİK OYUN  241 TEMSİL

ANKARA DEVLET TİYATROSU MART AYINDA 27 DEĞİŞİK OYUN 241 TEMSİL
Ankara Devlet Tiyatrosu nun belirlenen Mart 2010 programına göre: BÜYÜMEK İSTİYORUM adlı çocuk oyunu Şinasi Sahnesi nde prömiyer yaparken; İstanbul Devlet Tiyatrosu SOKRATES İN SON GECESİni; Erzurum Devlet Tiyatrosu ise CUMHURİYETİN İLK SADASI adlı oyunu Ankaralı sanatseverlerle buluşturacak.

 27.02.2010 03:27:59

Gılgameş Ankara da:  Yazan: Şirin Aktemur Toprak - Gökhan Aktemur, Yöneten: Umut Toprak, KONYA Devlet Tiyatrosu

Gılgameş Ankara da: Yazan: Şirin Aktemur Toprak - Gökhan Aktemur, Yöneten: Umut Toprak, KONYA Devlet Tiyatrosu
Ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüdür. Destana konu olan kral Gılgamış İÖ 3000 yıllarının ilk yarısında Mezopotamya daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, günümüze kalabilmiş, bilinen en eski destandır.

 24.02.2010 04:25:56

Yeni Oyun: Bakhalar, Yazan; Euripides ,  Düzenleme ve yönetmen Mihai Maniutiu, İ.B.B. Şehir Tiyatroları nın Yeni Oyunu:

Yeni Oyun: Bakhalar, Yazan; Euripides , Düzenleme ve yönetmen Mihai Maniutiu, İ.B.B. Şehir Tiyatroları nın Yeni Oyunu:
Euripides (M.Ö. 480-M.Ö. 406) yalnız Atina/Yunan tiyatrosunun değil, dünya tiyatrosunun devlerinden. Kutsal değerlere (tanrılara) saygısızlık ve kadın düşmanlığı ile suçlanmış. Ödüller bakımından hayal kırıklığı yaşamış. Makedonya da yazdığı Bakhaların oynanışını göremeden ölmüş.

 21.02.2010 03:46:53

Ana Sayfa | İletişim Sitemizde yer alan tüm yapıtların kullanım hakkı sanatçıların ve/veya yasal temsilcilerinin olup yasaların güvencesi altındadır. Yazılım: E-Veri
Yeni haberleri bilgisayarınızdan takip etmek için bu programı kurabilirsiniz ve RSS Servisi  sayfasını programa tanıtabilirsiniz.


Copyright ©2010 Evetbenim |  Powered By :  E-VERI e-ticaret içerik yönetimi web tasarımı