GÜNDEDÜN
İstanbul Oyunlarına Mektuplar
İstanbul, 29.10.1991
“ÖDÜLLER KİMİN?” oyununun eleştirisi:
Bir dostum, bu oyun için bana ‘’ güzel oyun, ben çok sevdim..’’ demişti. Tiyatro bilgi ve görüşüne saygı duyduğum için; ‘’ güzel’’ önyargısıyla donanmış olarak, oyuna gittim. Oyunun içeriğini bilmiyordum. Daha broşürleri basılmamıştı. Oyun düzenini anlatan fotokopi kağıttan; oyuncuları inceledim. İlk dikkatimi çeken; Marie Curie ve Pierre Curie’ nin adlarını görmek oldu. Ortaokul öğrencilik yıllarımdan, Thomas Edison ve Madam Curie’ nin yaşamlarını anlatan çok sağlıklı kitaplar okumuştum. O dönemlerde okuduklarım arasında beni en çok etkileyen; Edison’ un kulağının sağır edilişi, Pierre Curie’ nin hastalık derecesinde dalgınlığı ve bu nedenle at arabası altında kalarak ölümü ve Madam Cürie’ nin yoksulluk içinde geçen Fransa’ daki bilim çalışmaları; radyum ve polonyum’u buluşu ve o bilimsel çalışmalara, çocuk kalbimle okur olarak katılışımdı… İşte bunlar; seyirci koltuğumda, oyun başlamadan bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti… Bir dram olarak bildiğim bu insanların yaşamını; oyunda sergilenmiş biçimiyle ‘’bilim adamlarının günlük yaşamlarının ve araştırmalarının’’ güldürü aracıyla sergilenişinin; zorun başarılması ve bilimin böylesine hoşgörü ve basit anlatıma indirilmesi; beni şaşırttı ve sonuçta çok mutlu etti. Dostum yanılmamıştı. Sımsıcak, her tablosu ustaca düşünülmüş, tiyatro sanatının tüm enstrümanları başarıyla kullanılmış, temposu yüksek, rol dağılımı çok iyi yapılmış, genellikle tiplemelerin çok iyi yorumlandığı ve en önemlisi usta bir yönetmenin elinden çıkmış; ‘’güzel’’ in ötesinde, çok güzel bir oyundu seyrettiğim… Bu oyunun yönetmeni sayın Hakan Altıner’ i tüm kalbimle kutluyor, bir seyirci olarak teşekkürlerimi sunuyor ve eline sağlık diyorum.
Dekor:
Ben, bu dekorun benzerini ‘’Vanya Dayı’’ oyununda gördüm. Perdenin açılışıyla ilk karamsarlığım bu oldu. Dahası o dekor için ‘’ nerede başlayıp, nerede bittiği belli olmayan’’ ve ‘’ ters yüz edilmiş bir ceket, yastık yüzü’’ benzetmelerini kullanmıştım. Ancak, ödüller Kimin oyunundaki dekor; işlevsel, özenle seçilmiş aksesuarlarla dopdolu, gerçeğe yakın ve oynayanların bir parçası olarak; tüm benzerliklerine karşın başarılı bir dekor olarak, ben de etki yaptı. Burada anladım ki dekorun kötüsü değil, kullanışı söz konusuymuş… Bu nedenle; beni bir seyirci olarak, yeni bir anlayışın eşiğine taşıyan bu dekora imzasına atan Sayın Özhan Özdil’ i kutluyor ve ‘’Vanya Dayı’’ dekoru hakkındaki görüşlerimi okumasını çok istiyorum.
Sahnenin solunda asılı yazı tahtasının, oyunun sonuna doğru kullanılması beni çok mutlu etti. Bu tahtanın sürekli kullanıldığı duygusunun verilebilmesi için; ikinci perdenin başlangıcında farklı silinmiş görünümün verilmesi düşünülebilir mi?... Ayrıca arka plandaki sobanın aksayan bir yönü var gibi geliyor bana… Borulardan mı, veya biraz geri planda mı kalmasından… bunu çözemedim. Sanki biraz da rengi uyumsuz gibi geldi bana…
Birinci perdenin hemen başında; Bichro’ nu girişinden sonra laboratuvara giriş kapısını açık unutması; Schutz’ un kapıda görünmesini sağlaması açısından belki gerekli ama, kömür pazarlığının yapılmasından; en azından Schutz’ un kızgın olarak kapıdan çıkışında, kapıyı kapatmaması gerekir gibi geliyor bana, bu tabloda bir terslik var gibi…
Dekor konusunda; bir iki ayrıntının dışında işlevsel ve başarılı olduğunu ve özellikle aksesuar seçimindeki başarıdan dolayı bu konuda görev alanları kutluyor ve bir saptamamı iletmek istiyorum. Madam Curie’ nin maden karıştırma tablosunda, onun sağında duran büyük tencere; alüminyum veya bu duyguyu veriyor. Sanırım o dönemlerde alüminyum tencerenin kullanımı söz konusu olmasa… Eğer yanılmıyorsam bu tencere; ya karartılmalı veya bakır tencere olarak düşünülmeli…
Kostüm:
Kostümler bu oyun için iyi düşünülmüş. Özellikle ikinci perde kostümlerini çok sevdim. Ancak araştırmacıların iş gömleklerinin beyazlığı; seyirci yönünden, Sümerbank amerikanı havası veriyor. Sanırım hazır iş görünümü zamanla giderilebilir ya da bizlerin bilmediği yöntemlerle kullanılmış görünümü sağlanabilir.
Diğer bir konuda; Madam Curie’ nin çok yorgun olduğu sahnede işi bırakıp soyunarak, Pierre Curie’ yi aşka çağırma tablosunda; beyaz iş gömleğini çıkardıktan sonra;elbiselerinin düğmelerini çözüp, altından yine beyaz renkte iç çamaşırı; özellikle Marie Curie’ nin dişiliğini tam ortaya çıkarmaya yetmiyor. İleri sürdüğüm sorun; iç çamaşırının da, iş gömleği gibi beyaz renkte oluşu. Acaba; siyah, açık kahverengi şeker pembesi gibi farklı bir renk kullanılması daha mı etkili olur? Bir görüş olarak değerlendirmenize sunuyorum.
Oyuncular:
Marie Currie rolünde Hümeyra çok başarılı . Kutluyorum. Bir seyirci olarak bu başarısından dolayı sevindiğimi ve şaşırdığımı itiraf etmeliyim. "Neden şaşırdın" derseniz; Biz seyirciler, genellikle sanatın sürekliliğine inanırız. Açıkçası; bir eli assolistlikte, bir eli çağdaş terzilikte, bir eli ne bileyim bankerlikte va daha sonrada hooppp… sahnede seyirsinin karşısında tüm özel yaşama ters düşen bir baş rol… Biraz kuşkuyla bakarız. Bize inandırıcı gelmez. Düşünün bir kez: Vanya Dayı’ da; Nursel İdiz’ in, Cihan Ünal ile öpüşme sahnesini Türkan Şoray’ a oynattığınızı. Bu sahne nasıl olur?... Sultan, yaşamında hiç erkek eli tutmamış bir taşralı liseli kız tavrıyla Cihan Ünal’ a sol yanağını uzatır… Seyirci de bunu doğal karşılar. Çünkü Türkan Şoray böyle öpüşür. Bir de işin başka bir yönü var. Yine, Vanya Dayı örneğinden. Cihan Ünal, o anlı şanlı Dördüncü Murat, fırtınaları, aşkların adamı; sahneye girer, tüm kadın seyircilerin ağzı bir karış açık… Erkekler bile perde arasında; ‘’.. yahu o, Cihan Ünal değil mi?...’’ diye birbirlerine abuk sabuk sorarlar. Tüm bunların Marie Curie rolündeki Hümeyra ile ne ilgisi var? Elbet var; sanat yaşamında med-cezirlerin etkisinde kalan sanatçıları birden karşınızda görünce; elinizde olmadan ‘’… acaba?’’ diye konuya yaklaşıyorsunuz. Hemen, açıkça belirteyim ki bu rolde Hümeyra, temposu, oyun yeteneği ve yarattığı karakterle tüm olumsuzlukları öylesine aştı ki insanın içinden; kalın zincirlerle Hümeyra’ yı tiyatro sanatına bir daha çözülmemek üzere bağlamak geliyor… Bu rol çok değerli bir rol biz seyirciler için. Tüm kalbimle diliyorum ve bekliyorum; eğer Hümeyra, Marie Curie’ nin sinirli ve sevecen hırçınlıklarını oynarken; aşırılığa kaçmazsa ve bu tablolarda kendini kontrol ederse; ödüllere ulaşması, sanırım pek zor olmayacak… Başarılarının devamı dileğiyle, Hümeyra’ ya sonsuz teşekkürler. Unutmadan bir de; ne olur adını soyadını broşürlere tam yazdır. Gelecekte sanat tarihi yazarlarına büyük kolaylık sağlarsın. Yoksa; kim kimdi? arayıp bulmak çok zor olur, yaşayan bir simge olur, soyutlaşır, ‘’Deniz kızı Eftalya’’ gibi, biz seyirciler için…
Şimdi bilgisayarımın başında bu satırlar yazarken eşime sordum:
- Tenise, ‘’ Deniz Kızı Eftalya ‘’ idi o, değil mi?
- Evet
- Kim di o? (Tenise dudak büktü, kim olduğunu söyleyemedi.)
Pierre rolünde Avni Yalçın, inandırıcı bir rolde ve başarılı. Ancak sesini kullanmada zaman zaman karakter değişiklikleri yapıyor. Bazı özel sahnelerde çok başarılı. Ancak, sesinde oynadığı karakterin tüm belirginlikleri yok diyebilirim. Dilerim ne dediğini anlatabildim bir seyirci olarak. Başka bir deyişle renksiz bir sesi var. Bunun dışında benim için çok başarılı, kutlarım.
Gergette rolünde Funda Postacı çok başarılı kutlarım. Lütfen, Funda Postacı ile karşılıklı oynayan tüm sanatçılar; oyun içinde bu tablolarda özel çaba göstermeleri gerekiyor. Nedeni; bu rol, kilit bir rol. Çözümleyici ve konu değiştirici. Bu yapılmazsa; oyunun temposu düşer ve Funda Postacı’ nın yorumları aşırı görünebilir. Bu da olursa; bilin ki suç Funda Postacı’ da değil, karşısındaki oyuncu veya oyunculardadır.
Bichro rolünde Cem Davran, bu rol için biraz zayıf ve amatör kalıyor. Biliyorum elinden geleni yapıyor ama; yetmiyor. Şimdi kendime soruyorum; bu rolde Argun Kınal, acaba nasıl?
Schutz rolünde Orhan Erçin, başarılı . Kutluyorum. Özellikle sesini çok iyi kullanıyor. Ancak nefesini çok iyi kullanması gerekiyor. Uzun sözlerde; cümlesini tamamlayamayacakmış gibi duygulara kapılıyoruz pek, sık olmasa da.
Clausat rolünde Yalçın Akçay, başarılı. Kutluyorum. Temposunu biraz daha yükseltirse; bulunduğu tablolar; bir röprodüksiyon değil de, orijinal sanat şahaserleri olacak. Yeniden kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bir de boynundaki o beyaz atkı, entel işi… Bir rektör için gerekli mi? Bilmiyorum.
Bu güzel oyunda; özellikle fizik terimlerinin çevirilerinin iyi yapılması gerektiğine inanıyorum. Örneğin ceryan sözcüğü yerine; akım, elektrik akımı sözcüğü kullanılamaz mı?
Yıldızlı değerlendirme: [ * * * * * en çok. (J) Joker ]
Oyunun Tümü………………………:* * * * J
Yöneten………….Hakan ALTINER: * * * * *
Dekor………………..Özhan ÖZDİL: * * * *
Kostüm……………Canan GÖKNİL: * * * *
Marie Curie…………….HÜMEYRA: * * * * *
Pierre Curie………….Avni YALÇIN: * * * * J
Georgette………..Funda POSTACI: * * * *J
Bichro………………Cem DAVRAN: * * *
Schutz………………Orhan ERÇİN: * * * * J
Clausat……………..Yalçın AKÇAY: * * * *
Tevfik YALÇIN
Yorum Yaz
|
|||||||||




















