Yazar Girişi 

 

 

TİYATROTİYATROTİYATROTİYATRO
YARGI

Bizim Tiyatro / Yargı / 23.Gösterim Yılı

20 ve 27  Aralık C.tesi 20.30 - Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi (Oynandı)
Gişe (0216) 418 95 49  – (0543)765 71 15

Yargı Oyun Afişi: Yazan: Barry Collins, Yöneten ve oynayan: Zafer DiperYargı Oyun: Yazan: Barry Collins, Yöneten ve oynayan: Zafer Diper

        
Yazan Barry Collins / Çeviren Enver Özen / Yöneten ve Oynayan Zafer Diper

İkinci Dünya Savaşı’nda, bir hücreye yiyeceksiz-susuz ve çırılçıplak bırakılan-tutsak yedi Sovyet askerin yaşam savaşımı... Onbirinci günde kura çekerek (diğer yoldaşlarının yaşayabilmeleri adına) içlerinden birini “yeme” yargısı... Kurtarıldıkları altmışıncı günde geriye sağ kalan yalnızca iki kişi... Bilincini yitirmiş binbaşı Rubin ve yüzbaşı Vukhov... Vukhov’un başlarından geçenleri askeri heyete (izleyiciye) rapor etmesi ve hakkında verilecek yargıyı beklemesi...

Yargı Oyun: Yazan: Barry Collins, Yöneten ve oynayan: Zafer Diper 2008

Vukhov’un yaşadığı olağanüstü deney; savaş sırasında Nazilere tutsak düşmesi ve Sovyet ordusunun yaklaşması üzerine Almanların kaçıp, tutsak Rus subaylarını kapalı bir hücrede aç ve susuz bırakmaları, onların da sağ kalabilmek için birbirlerini çiğ çiğ yemeleri. Bu türden olaylar tek tek, yer ve zaman belirterek ele alındığında elbette olağanüstü sayılabilir. Ama bu olayların sayıları arttıkça ve her yerde yaşanmaya başlayınca herkese olağan gelmeye başlar. Asıl korkunç olan da bu olağanüstü deneylerin olağanlaşmasıdır aslında. Vukhov bu yüzden yargılanmak istemektedir. İşlediği suçun onulmaz acısını ceza çekmenin acısıyla dindirmek için değil, işlenen cinayetin bireysel bir suç olmadığını, ortak bir sorumsuzluğun sonucu olduğunu kendisini yargılayacaklara anlatmak, yargının sorumluluğunu bir salgın gibi yayılan ortak suçluluk duygusuyla kendileri gibi düşünmeyen herkesi sorumsuzca yargılayıp cezalandıran yargıçlara insanca bir dille anlatmak için seyircinin karşısına çıkmaktadır...Yargı’nın Barış Yılı’nda (1986) oynanması bence bu yüzden önemli, bu yüzden anlamlı..
Cevat Çapan / Cumhuriyet

Vukhov, yargıçlar kurulunu simgeleyen seyirciye yedi subayın yaşadığı insanlık dışı serüveni tüm ayrıntılarıyla anlatırken, “savaş” ve “insan” olgularının uzlaşmaz karşıtlığını dile getiriyor...Yargı, “anlatan”la, “dinleyen” arasına korkunç bir uzaklık koyan bir oyun...”Dinleyen”, dile getirilen her ayrıntıda, tiksintiyle yargılamaya yöneliyor “anlatan”ı; çünkü “anlatan”ın yaşadıklarını yaşamamış; bunun için de inatla “insanca değerler”e sarılabiliyor, savaşa ödün veren bir insanlığın “insanlık” adına biriktirdiği değerlerden vazgeçmiş olduğunu düşünmeksizin...Yargı alışılagelmiş oyunlardan değil. Zafer Diper, seyirciyi en az anlatılan öykü denli “şaşırtan” bir oyunculuk sunuyor. Seyirciye “tanıdık” geldiği için “tiyatro tadı verecek” tüm “yasallaşmış” oyunculuk biçemlerinin dışına çıkarak...Seyirci yaşanan korkunç serüvenin “insanca dehşet duygusu” içinde “dolu bir yürekle” dile getirilmesini beklerken, Vukhov öyküsünü “beyninin” süzgecinden geçirerek anlatıyor. Diper, kıl payı dengeler üstüne kurduğu oyunculuk sistemini bu yönde, şaşmaz bir düzen içinde çalıştırıyor...
Ayşegül Yüksel / Cumhuriyet

Yargı sona erdiği ve ışıklar yandığı zaman uzunca bir süre oturduğum yerden kalkamadım...”Savaş karşıtlığı” Yargı için yeterli bir tanımlama değil...İnsanın insana tatırdığı acıların, insancıl değerler bütününü savunmada inandırıcılığın yitirilmesi de, bir anlamda Yargı’da yargılanıyor...Zafer Diper, bir övgü süzcüğünün çok ötesinde, olağanüstü! Yorumu, bir bakıma oyunun kendisini de aşan bir düzeyde; çok boyutlu, derinlikli ve geniş bir çerçeveye oturtulmuş... Haldun Armağan / Çağdaş

Yargı yıllardır sahnede. Nedeni, konunun çarpıcılığı ve Zafer Diper’in psikolojik derinlikler içinde, yoğun bir inandırıcılıkla, olayı sahnede yaşaması ve seyirciye de yaşatması...Savaş aleyhtarı mesajı ise, güncelliğini sürekli kılan bir öğe...
Necati Güngör / Hürriyet

Yargı’yı bir buçuk saat soluğumuzu keserek izledik! Mustafa Ekmekçi / Cumhuriyet

Yaşamayı sürdürebilmek için birbirini yok eden “kader birliği etmiş” askerler ve ülke politikalarının insanlara yansıması bir bakıma, yüzyılımızdaki adalet anlayışının sorgulanmasına dönüşüyor..Zafer Diper, Vukhov’u, bu sarsıcı hayat kesitini, hiçbir kaçamağa yer bırakmayacak ölçüde vurguluyor. Yargı’yı görmemek, 20.yüzyıla ait bilgilerinizde ciddi boşluk yaratabilir... Orhan Alkaya / Güneş

Diper, büyülüyor, iğrendiriyor, zorluyor, en önemlisi rahatsız ediyor. Salon ışıkları yanınca, insan, yalnızca oyun kahramanı olmadığını biliyor artık Vukhov’un. Çünkü o sahiden yaşıyor. Altay Öktem / Evrensel

Zafer Diper’in dramatik oyunculuk tarzının mükemmel bir örneğini verdiği, sol elinin küçük parmağına kadar bütün vücudunu, sesini ustaca kullanarak, yakalayıp kavradığı seyirciyi 90 dakika boyunca hiç ara vermeden soluk keserek izlettiği Yargı; görünürdeki vahşet dolu yamyamlık anlatısının çok ötelerinde, insanoğlunun temel değerlerini ve değer yargılarını tartışma konusu yapıyor...Yargı’yı, bu nefis tiyatro metnini ve virtüöz oyunculuk gösterisini kaçırmayın!

Engin Ardıç / Nokta

Oyunda olağanüstü bir yorumla Vukhov’u canlandıran Zafer Diper, yüzbaşının ağzından, aslında bütün bir çağın, savaşın, insansal değerlerin yargılanımını dile getiriyor. 
Anıl Al / Cumhuriyet

Bir yandan Vukhov’u, bir yandan kendisini yargılayacaktır seyirci. Bireysel suç, toplumsal sorumluluk üzerine düşünecek, savaşın korkunçluğunu, acımasızlığını yaşayacaktır...
Yaşar İlksavaş / Hürriyet

Zafer Diper’in her saniyesi titizlikle düşünülüp çalışılmış oyunculuğunu kaçırmayın. Diper, savaşın acımasız koşullarını, savaşlara karşı olmanın haklı nedenlerini dile getirip, bunları yargılamanızı sağlıyor. Yargı’yı görmemek gerçek bir kayıp!  Seçkin Selvi / Sabah

Yargı’yı salt bir savaş ortamının mide bulandırıcı tablosu olarak değil, öncelikle çağdaş insan onuru ve uygarlık adına tarihin bir ayıbı olarak izlemek, anlamak, iliklerimize dek duymak gerekiyor. Yargı’da Vukhov’un anlattıkları da “insanı insanlıktan çıkaran” bir deneyin dehşetiyle ürpermekten kendimizi alıkoyamayacağımız bir tanıklığı belgeliyor. Zafer Diper, Vukhov’un bir manastır hücresinde geçen tutsaklığının güncesini, neredeyse “trans” haline girerek yorumluyor... Tahir Özçelik / Milliyet Sanat

 selam verecek, perde kapanacak” dese de, kendini dışına koyamıyor oyunun. Kaçış yok; siz yargıçsınız, karşınızdaki adam da suçlu...Sonunda “Bana ne yapacaksanız yapın” diyor, kendini “akıllı vahşi” diye tanımlayan Vukhov, “ya ceza verin,ya tedavi edin..Ama benim suçumun niteliğini söyleyin!” Yanıtı size kalmış...Ve şu soru oyundan çıkınca beyninizi kemirmeye devam ediyor: gerçek suçlu kim?!... Asu Maro / Radikal

Yargı Oyun: Yazan: Barry Collins, Yöneten ve oynayan: Zafer Diper 2008 

 

 

 

Diper, öylesine yaşayarak sunuyor ki oyunu, neredeyse Vukhov sunuyor diyeceğim... Sanki gerçekten yoldaşlarının etini yemiş, kanını emmişti ve soruyordu: “Ben normal değil miyim? Normal bir yamyam.. Bütün klasikleri okumuş bir yamyam..Mühendis olmak üzere yetiştirilmiş, atomu tanıyan, yediğim etin bir şey olmadığını, kardeşlerimin ruhlarının hiçbir şekilde tadlarının olmadığını bilen akıllı vahşi değil miyim?!” Diper, binlerce seyirciden oluşan bir juri tarafından yargılanıyor yıllardır.. Ahu Antmen / Kulis

Savaşın acımasızlığını en uç noktalarda anlatan öyküyü dinlemek, tek kelime ile “karabasan”.. Zafer Diper’in, yaşamak için yamyamlığın, işlenen cinayetlerin, bireysel suç değil, ortak sorumluluk ürünü olduğunu insanlığa anlatma çabası ile yargılanmak istemesini, yargıçlar rölündeki seyircilere anlatımı, rolü ile özdeşleşmesi şüphesiz sanatçı olarak onu yüceltiyor, ama o ölçüde de seyirciyi rahatsız ediyor..”Yaşamak” çabasından başka suçu olmayan Vukhov’un yargılanması adına kendi yargıç rolüne konulmuş seyirciler olarak kendi yargılanmanızın, savaşa karşı yeterince karşı koymamış olmanın, ortak suçluluğun baskısı altında eziliyorunuz. Şükran Soner / Cumhuriyet

Yargı, savaşın tüm acımasızlığıyla sergilendiği oyun!.. Gösteri

Yargı, insana dair düşünmek için onlarca veri sunuyor...Harcanan emek, sorgulayıcı ve üretici olması, oyunu en değerli kılan etmenler...Oyunu izlerken, tiyatro salonunda duramıyorsunuz. Sovyet askerleriyle cepheye, Vukhov’la taş hücreye gidiyorsunuz... Oyunu alışılmadık kılan birçok öğenin bir arada bulunmasının yanı sıra; savaş gerçeğinin insanlığa yaşattığı uçsuz bucaksız acıları, yıkımları, suçun ne olduğunu irdelemesi bakımından, bir çok anlamı birden içeriyor... Atılım

Oyunculuğuyla Zafer Diper’in Avni Dilligil Tiyatro Ödülü’nü değer görüldüğü Yargı’da insanlık sorgulanıyor... Ayça Atikoğlu / Milliyet

Diper, Yargı’da; oyunu hazırlayışı, yorumu ve sunuşuyla, insan belleğine sürekli inen yumruklar gibi! Mutlaka görülmesi gereken bir oyun Yargı!   
Hayati  Asılyazıcı / İzlence Dergisi

Vukhov, yargıça dönüşen izleyicilere yaşadıklarını anlatırken, bir yandan da savaşın korkunçluğunu, acımasızlığını aktarır; toplumsal sorumluluğu anımsatır: “Sizler, yargılayanlar, hiçbir şey görmediniz.. Sizi ürküten sözcükler yalnızca!”  Yargı, savaş karşıtı oyunların en görkemlilerinden!  Evrensel

Kurtarıldıkları 60 gün sonunda yedi kişiden iki kişi kalmıştır geriye; yargıçların (ya da seyircilerin) gözleri önünde yargılanmakta olan Vukhov ve bir enkaz halinde akıl hastanesine kaldırılan Rubin.. Yargı’yı Zafer Diper, olağanüstü bir oyunculukla yorumluyor.  Rengin Uz / Günaydın

Savaşın; vahşetin ve acımasızlığın, insanı insanlıktan çıkarmasının işlendiği Yargı’da, Zafer Diper, dramatik oyunculuğun doruk noktasında...                     Mert Ali Başarır / “Bu Soruyu Geçelim” kitabından

Mahkemede yargılanan Vukhov değil, savaşa neden olan faşizmdir. Yargılayan, hesap soran, insanlığın uğradığı en büyük felaketin acılarını içinde duyan Vukhov’un kişiliğinde, tüm dünya halklarıdır.  Flaş

Bir daha o oyuna gitmem, dayanamam. Gerçek bir olaydan yola çıkarak yazılan bu oyunu Zafer Diper tam on yedi yıldır oynuyor. Savaşın, insanı nasıl insanın kurdu haline getirdiğini görmek fazlasıyla ağır geldi bana, yer yer soluğum kesildi. Bu akıl almaz gerçeği, Yargı’yı on yedi yıldır yaşayan Zafer’e hayretle baktım. Oyunun sonunda kendinde değildi. Nasıl kendinde olabilirdi ki, oyun savaş sırasında bir manastırda birbirlerinin bedenlerini yiyen, içen yedi adamın hikayesiydi. Geriye kalan tek adam, anlatıyordu ve sizden bir yargı bekliyordu.  Işıl Özgentürk / Cumhuriyet

Yargı, savaşta insanın varlığının anlamını nasıl yitirir, onu sergiler size..İnsan, vahşete nasıl yenik düşer, onu anlatır soğukkanlılıkla..Görmezlikten, duymazlıktan, bilmezlikten geldiğiniz herşeyi hatırlatır size yeniden, yeniden.. Selmin Çetin / Eşik

Yaşam alanı daraltılmış, bir başkasını yiyerek hayata sarılmayı becermeye çalışan insanların içinde onurlu bir virtüöz gibi mücadele veren, tüm nesnelliğiyle yazgıyı yargılayan, cephelerin zeminine özdeyişler kazıyan sorumlu bir antimilitaristin, barışı sıvama çabasının irdelendiği Yargı… Adnan Tönel / Tiyatro Dergisi

Felsefeyi tüm incelikleriyle bilmek ama kendi elleriyle öldürdüğü ‘ölmüş kardeşinin başucunda felsefe yapmamak!’… İbrahim Berksoy / F.Sanat

Yargı, değer yargılarını vicdanla karşı karşıya getiriyor. Ve içimizdeki cellatlardan yüksek sesle karar vermelerini istiyor… Rita Ender / Güncel Hukuk

Hukuğun tutunamadığı uç noktalar...Savaşın korkunçluğu, bugün, ancak Zafer Diper’in ortaya koyduğu gibi bir oyunculukla bu kadar inandırıcı olabilir!  Erdir Zat / Nokta

BİZİM TİYATRO, YİRMİ SEKİZİNCİ YILI’NDA BİR KEZ DAHA VİCDANLARI YARGILIYOR!
“Savaşın Acımasız Yüzü” Deyip Dururuz, Savaş Gerçeğinin Acımasız Olmayan Yüzü Var mıdır?
İkinci Dünya Savaşı yılları… Şiddet, acımasızlık, vahşet kol geziyor… İnsanlık, utanç dolu sınavlarına yenilerini ekliyor ve acımasız savaş ortamı insani duyguları yerle bir ediyor… Gücü eline geçiren insanoğlunun gözünü hırs bürüyor ve güçsüz olanın yaşam hakkını elinden alabileceği yanılgısına düşüyor… Savaş koşulları söz konusu olduğunda can almak haklı nedenlere dayandırılıyor, oysaki o savaşın çıkış bahanesini de insanoğlu kendisi yaratıp, aklı sıra insanlığı kandırıyor… 20. yüzyıl savaşları ne yazık ki sadece askeri güçlerin çarpışması ya da halkın içgüdüsel olarak toprağını koruma mücadelesine girişmesinden ibaret değil… Askeri gücü olan bombalayarak yok ediyor, böylece bir yanda elde etme hırsıyla gözü dönenler, diğer yanda çaresizler oluyor daima… Savaşın da kendi içinde bir ahlaki bütünlüğü, tabiri uygunsa bir raconu olması gerekirken, yirminci yüzyıl savaşları sadece “yok etme” üzerine oynuyor. Tüm etik değerler yerle bir oluyor ve insanın varoluşundan bugüne yaşanan insanlık dramı, yok etme kavramının yerleşmesiyle birlikte, yüz kızartıcı bir insanlık suçu haline geliyor.

“Yargı”, Yirmi Üç Yıldır Sahnelerde…

Bizim Tiyatro’nun 28. Yılı’nda, yirmi üç yıldır sahnelenen, Barry Collins’in yazdığı, Enver Özer’in çevirdiği, Zafer Diper’in yönettiği ve oynadığı Yargı, bu kez İzmir seyircisiyle buluştu. İlk kez Dünya Barış Yılı’nda sahnelenen “Yargı”, savaş karşıtı niteliği ile sahnelerimizde politik tiyatro izlemenin ayrıcalığını yaşatıyor.
Bir buçuk saat soluksuz bir şekilde izlenen oyunda, tüyler ürpertici bir insanlık dramı, Zafer Diper’in olağanüstü oyunculuk performansıyla birleşince daha da etkili hale geliyor.

“Siz Orada Değildiniz, Hiçbir şey Yaşamadınız, Sizi Ürküten Sözcükler Yalnızca…”

İkinci Dünya Savaşı’nda, Nazilerin savaş tutsağı olarak bir hücrede aç, susuz ve çıplak bırakılan yedi Sovyet askerinin yaşam savaşı ve tutsaklık psikolojisinin insan üzerindeki etkisi, Zafer Diper’in yorumuyla sahnede can buluyor. Sovyet ordusunun yaklaştığı haberini alan Almanlar, Rus subayları bir hücrede aç-susuz bırakarak kaçarlar… Askerler, birbirinden dayanılmaz on bir gün sonunda, aralarında kura çekerek içlerinden birini yemeye karar verirler. Amaç; diğer yoldaşlarını kurtarabilmek için hayatta kalmaktır. Kurada Albay Trediakov çıkar… Bu zor bir karardır, içlerinden bazıları bu iğrenç durumdan psikolojik olarak çok daha fazla etkilenir. Yaptıklarının vahşice olduğunun bilincinde olsalar da, açlık psikolojisi ile kendilerini kaybederler, ama hayatta kalmak için başka seçenekleri yoktur ve kapatıldıkları Aziz Peter Raminoviç Manastırı’nda, insan eti yemek, kan içmek gibi iğrenç sahneler yaşanır. Altmışıncı günde kurtarıldıklarında, sadece iki kişi hayattadır; bilincini yitirmiş olan Binbaşı Rubin ve Yüzbaşı Vukhov…

Zafer Diper’in oyunculuğu ile ete kemiğe bürünen Vukhov, başlarından geçenleri rapor şeklinde askeri heyete sunar ve haklarında verilecek yargıyı bekler… Ölmek mi daha onurlu, yoksa dava uğruna hayatta kalmak için vahşice insan eti yemek mi şeklinde vicdani bir hesaplaşmanın yapıldığı oyun aslında kendi içinde sorgulamalarla dolu… Yüzbaşı Vukhov, bir yandan yaşadıklarından ötürü kendi iç hesaplaşmasını yaparken, diğer yandan da hakkında karar verecek olan yargının, yani askeri heyet yerine geçen seyircinin vicdanına sesleniyor. Gerçeği olduğu gibi anlatsa da, böylesi bir sıkışmışlığın sonucunda yaşanan vahşeti orada olmayan birinin yeterince anlayamayacağını düşünüyor Vukhov…

Yargının, yargıladığı kişiyi yakından tanımadığı için gerçekten anlayamayacağını, sadece merhamet edebileceğini söylüyor ve yargıya / seyirciye yönelik olarak “Siz orada değildiniz, hiçbir şey yaşamadınız, sizi ürküten sözcükler yalnızca” sözleriyle sesleniyor.

Bu noktada, savaş vahşeti teması özelinde bir gerçek daha vurgulanıyor; savaş başlı başına yeterli bir vahşet değil midir ki, yargı önüne çıkan savaş tutsaklarının hayatta kalabilmek için birbirlerini yemeleri savaştan daha büyük bir “vahşet” sayılıp, suç olarak yargılanıyor? Bu nedenle Yüzbaşı Vukhov savunmasını yaparken biraz da alaycı bir üslup kullanmaktadır. Olayları birebir yaşamış olmasının verdiği haklılık duygusuyla vicdan azabı çatışmakta, böylece psikolojisi bozuk, ürkütücü bir insan profili çizilmektedir. İşte bu noktada müthiş bir oyunculuk şöleni sergileyen Zafer Diper, bir enstruman gibi kullandığı bedeni ve sesi ile Vukhov’un başından geçenleri seyirciye de birebir yaşatıyor. İnsan eti yemiş, insan kanı içmiş birinin aklını yitirme noktasına gelişini, şaşırtıcı bir oyunculuk üslubuyla ve başarıyla yansıtıyor.

Bir İnsanın Ölümünün İşe Yaramasını Ne Hakla Beklersiniz ki?

Askerlerin diğer yoldaşlarını kurtarabilmek için hayatta kalmaya çalışmalarıyla, hem davaları uğruna bir vahşetin parçası haline gelmeleri, hem de bir insanın hayatta kalabilmek için her şeyi göze alabileceği vurgulanıyor. Bir asker ve dava insanı olmaları, onların hayatta kalma içgüdüsüne sahip birer canlı oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Tıpkı doğadaki her canlı gibi insan da, yaşamla ölüm arasında çaresiz kaldığı noktada hayatta kalma seçeneğine yönelecek, bunun için insan eti yiyecek kadar insani duygularını yitirecek boyuta gelebilecektir.

Yargı’da, yaşanan vahşetin yansıtılması yerine, o anları yaşayan birinin anlatımıyla olayın yargı önüne çıkması istenmiş. Bu yönüyle, tek kişilik oyunlarda rastlanabilecek durağan aksiyon ve zayıf çatışma tehlikesinden uzaklaşılmış oluyor. Ayrıca teknik açıdan da ilginç bir anlatımla karşı karşıyayız, çünkü oyunun “dramatik olan” ı, yani hücrede yaşanmış olan vahşet, savaş koşulları içinde düşünülürse sıradan hale gelebilir. “Savaş, insanları çaresiz bırakır, böylece şuurlarını ve insanlıklarını yitirme noktasına gelebilirler” önermesiyle yola çıkarsak asırlardır dünyayı kıskıvrak yakalamış olan savaş vahşeti içinde, bir insanın etinin yenmesi çok olağandışı görünmeyebilir, yani “ilginç” ve “dramatik” özelliğini yitirebilir. Oysaki “Yargı” bu olağanüstü deneyimlerin sıradan hale gelmesinden yola çıkıyor. Oyunun dramatik olayı da işte bu farkındalık noktasından hareket ediyor. Yüzbaşı Vukhov, aslında bir arkadaşının etini yemekten ötürü duyduğu vicdan azabını, suçunun cezasını çekerek dindirme amacında değil, aksine yaşananların doğal bir sonuç olduğunu düşünüyor ve suçluluk hissetmiyor. Zaten oyunun amacı da; yaşananların sıradanlaşmasını vurgulamak ve bunun bireysel bir suç olmadığını, tüm insanlığa ait bir sorumsuzluk olduğunu yargıya / seyirciye anlatarak yargının işlevini sorgulamak.

Asıl suç, savaşın ta kendisidir, aç-susuz-tutsak bırakılan insanların vahşete zorlanması, savaştan daha dehşet verici olabilir mi? Burada asıl vahşet savaşı kabullenmektir belki de… Ortadoğu’da bitmek tükenmek bilmeyen savaş gerçeğine alışmak değil, yüzleşmek, kabullenmek değil, sorgulamak gerektiği düşüncesiyle bizleri rahat koltuklarımızda huzursuz edecek kadar evrensel bir gerçeği gözler önüne seriyor Yargı… Oyun, evrensel niteliği ve savaş karşıtı mesajı sayesinde yirmi üç yıldır sahnelerimizde…

Koşulların acımasız olduğu ortamlarda bireysel bir suç yoktur aslında, sadece insani değerlerin hızla yitirilişinin salgın hastalık gibi yayıldığı kitlesel bir utanç vardır… Yüzbaşı Vukhov, bu utanç duygusunun yarattığı baskıyla kendileri gibi düşünmeyenleri acımasızca yargılayanlara seslenerek hukuki ve vicdani “yargı” nın ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu vurguluyor.

Zafer Diper’in etkileyici oyunculuk üslubu sayesinde Yüzbaşı Vukhov ve diğer subayların hücredeki dehşet anlarını birebir hissederek yaşıyoruz… Oyuncu, vücut dili ve büyüleyici göz oyunculuğu ile, savaş ve tutsaklık psikolojisinin bir insanı ne hale getirebileceğini başarıyla yansıtıyor, öyle ki sahnede Zafer Diper olduğunu neredeyse unutarak ruh sağlığı bozuk biriyle birlikte o dehşet anlarını yaşıyor, olanları gözümüzde canlandırarak iğreniyor, rahatsız oluyoruz. İşte bu noktada oyun amacına ulaşıyor. Kabullendiğimiz “vahşet” gerçeğiyle yüzleşiyor, savaşın alışılamayacak kadar korkunç yaşamsal bir sorun olduğu üzerine kafa yoruyor, belki de yaşananlara kayıtsız kalmak ve kabullenmekten ötürü bir iç hesaplaşmaya başlıyoruz: İnsan her koşula alışabilir, ama savaş, doğa ya da kader çizgisi yoluyla başa gelmeyen, hırs nedeniyle insan tarafından yaratılan; kabul edilmesi ve alışılması imkânsız bir vahşettir, hiçbir canlı bu şartlar altında yaşamaya zorlanamaz ve bunu hak etmez.

Politik Tiyatro’nun önemli isimlerinden biri olan Zafer Diper’in bu müthiş oyunculuğunu izlemenizi ve kendi “Yargı”nızı vermenizi öneriyorum.

İyi seyirler.

Başak Sakızlıoğlu

 Yargı Oyunu Eleştirisi: Tevfik Yalçın

www.bizimtiyatro.net/ bilgi@bizimtiyatro.net/ bizimtiyatro@gmail.com/ (0543)765 71 15

Haber Kaynak: Bizim Tiyatro, Zafer Diper
Haber Düzenleme: Tevfik Yalçın
evetbenim

Zafer Diper; Özgeçmiş: Sitemiz Tiyatro/Sanatçı-Zafer Diper bölümünde bulunmaktadır.


 

 

 

 

Yorum Yaz / Oku

Ana Sayfa | İletişim Sitemizde yer alan tüm yapıtların kullanım hakkı sanatçıların ve/veya yasal temsilcilerinin olup yasaların güvencesi altındadır. Yazılım: E-Veri
Yeni haberleri bilgisayarınızdan takip etmek için bu programı kurabilirsiniz ve RSS Servisi sayfasını programa tanıtabilirsiniz.


Copyright ©2010 Evetbenim |  Powered By :  E-VERI e-ticaret içerik yönetimi web tasarımı