GÜNDEDÜN

İstanbul Oyunlarına Mektuplar

  

 

İstanbul, 14.02.1992

“YÜZYÜZE” oyununun eleştirisi:

Genel olarak:

Oyunun yazarı Alexander Gelman’ın İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen “Biz, aşağıda imzası olanlar” oyununu bir şanssızlık sonucu seyredememiştim. Türkçe yayınlanan kitabını okuyup, biraz olsun üzüntümü gidermiştim. Oyunların yazılı metinlerini yalnızca okumak, oyunu anlamaya yetmiyor. Başka bir deyişle; oyunların kitaplaştırılmamış biçimleri, zor okunan kitaplar oluyor. İşte bu nedenle; “Yüz yüze” oyununu izlemek, benim için çok önemliydi. Oda Tiyatrosuna girdiğim an, oyunun afişinde “2. Yıl” notunu görmek beni daha çok mutlu etti. Tamam dedim: Ezberler su gibidir, oyun iyice oturmuştur ve bugüne değin saptanan bizim bilmediğimiz aksaklıkların üstesinden gelinmiştir...

Salona girmeden önce; 2.500 TL verip oyunun broşürünü aldım. Oyuncu kadrosunun iki kişiden oluştuğunu görünce çok sevindim. Bu yıl Şehir Tiyatrolarında iki kez seyrettiğim “Çiçek Sepetli Kız” oyunundaki “Fa” rolünde; Tomris İncer ve “ADO” rolünde; Mehmet Gürhan’ın çok sevdiğim ikili oyunlarındaki tempo, sahnedeki sanatçı dayanışmasının bir örneğini; o, beni büyüleyen üç kişilik oyundan sonra bu kez; tam bir ikili olarak, Zafer Ergin ve Deniz Gökçer’den seyredeceğim dedim. İkinci zili beklemeden, salondaki seyirci koltuğumda yerimi aldım ve perdenin açılmasını bekledim.

Üzülerek belirtmeliyim ki, ilk şaşkınlığım Zafer Ergin’in sahneye girmesiyle oldu. Öylesine tutuk konuşuyordu ki; acaba sözleri mi unutuyor diye düşünmeye başladım. Oyun ilerledikçe; o güçlü sese, bu kısıklığı pek yakıştıramadım. Deniz Gökçer’in sahneye girmesiyle ve ikili söyleşilerde; sanki Zafer Ergin’in sesi, Deniz Gökçer’in sesine yaklaştırılabilmek için bir oktav kısılmıştı. Acaba böyle mi olmalı diye yeniden düşündüm?.. Evet Zafer Ergin’in canlandırdığı karakter için bu ses çok gerekliydi. Ancak; Deniz Gökçer, sessiz sahnelerde ne denli usta ve başarılı ise de; konuşmalarda o denli başarısızdı. Bir de dil sürçmeleri ve vurgu sözcüklerini yerinde kullanamaması, o’na sahnede güç anlar yaşattı. Zafer Ergin’in sesini daha da kısamayacağımıza göre; Deniz Gökçer’in bu sese ulaşması, vurguları, tınlamaları bu ölçüde yapması gerekiyordu. Peki, bu sayılanlar oldu mu? Oyunun birinci sahnesinde hayır, olmadı. Sanki her iki sanatçı da rollerini bağımsız oynadılar. Bunun sonucu tempo düşük, oynayış biçimi oldukça kuruydu. Bu nedenle de bir seyirci olarak oyunun son provalarından birisini izliyormuş duygusuna kapıldım elimde olmayarak... Bu oyun bu yıl kaçıncı kez sergileniyor bilmiyorum ama; çok özel sahneler için biraz daha çalışılmalı ve her şeyden önce; şu ezber işini, biraz daha kuvvetlendirmek gerekiyor. Biz biliyoruz ki, Devlet Tiyatrolarımız Büyüktür ve gerek Zafer Ergin, gerekse Deniz Gökçer; büyük sanatçılardır.

Müzik!.. Neden bu oyunda müzik hafife alınmış, anlamadım. Sanki hiç yoktu. Olsaydı neyi değiştirirdi?.. En azından; başlangıç ve final sahnesi için düşünülemez miydi? Eğer oyunda iyi seçilmiş bir müzik olsaydı; oyunun temposu daha kuvvetli ve ikili oyun da, daha homojen olurdu...

 

Dekor-Kostüm:

Hemen belirtmeliyim ki dekor konusu biraz hafife alınmış. Özellikle arka odaya hızlı geçiş sahnelerinde, oyunu durduruyor. Yatak, yerleşim biçimi olarak ortada tam bir engel. Oyunda öyle büyük bir fonksiyonu da yok. Bir tek son sahnede biraz işe yarıyor. Ayna, geri planda çok anlamsız duruyor. Bu nedenle de; yeterince kullanılmıyor. Ayrıca aksesuarların ne olduğu, neden orada bulundukları belli olmuyor. Seyirci koltuğundan bakınca; dağınık ve serpiştirilmiş gibi görünüyorlar. Başka bir deyişle dekorun pek çarpıcı bir yönü yok. Biraz, iki yıldızlı otel görünümünde. Oyundan sonra usunuzda kalan, anımsatıcı bir yönü bulunmuyor.

Kostümler konusunda bir görüş olarak belirtmek istediğim; Andrey Golubyev’in ilk sahnelerdeki beyaz atlet fanilası öylesine çiğ ve itici duruyor ki... Karakterin bir teknik adam olduğu düşünülürse; bu beyaz atlet fanilası renkli olabilir ya da kısa kollu düşünülebilir miydi? Ne de olsa oyuncular pardüse giyiyorlar ve sanırım mevsim, soğuk bir mevsim.

 

Oyuncular:

Andrey Golubvey rolünde; Zafer Ergin: Başarılıydı. Kutluyorum. Özellikle iç dünyasındaki çarpıklığı ortaya çıkarışındaki sahnelerden çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Meslek yaşamı için, bir Amerikalının ilginç bir sözü var: “ İş yaşamınız, özel yaşamınızdır!” diyor. İşte o zamanda; sistemin toplumsal ideolojiyle biçimlendirilmiş olması; mesleki yükselmede kişilere hizmeti, bir bukalemun gibi öne çıkarıyor. Başarının bedeli; kişiliği sıfıra eşitlenmesine neden oluyor. Bireysel sapmalar, aldatmacalar, ihanet, işte tüm bunların gideceği adres ve açıklaması; başarı ve yükselmeye yollanıyor. Ben Zafer Ergin’in sergilediği oyunda tüm bunları evrensel boyutlarıyla gördüm. Özellikle final sahnesinin güzelliğini tüm oyun boyunca saklayabilmesi; çok çarpıcı ve güzel bir başarı. Kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Nataşa Golubyeva rolünde; Deniz Gökçer: Sözsüz sahnelerdeki oyunuyla çok başarılıydı. Ancak, diyaloglar için bunu söylemek çok zor. Final sahnelerine doğru; özel çıkarlarını savunan Nataşa’da biraz daha inandırıcı olması gerekir diyorum. Bana göre bu sahneler; Alyaso’yu savunduğu ve Andrev’i suçladığı ilk sahneler ile tam bir karşıt oluşturuyor. İşte bu sahnelerde bu gerçek dikkate alınmalı. İnanıyorum ve diliyorum; diksiyon konusundaki olumsuzluklar, yalnızca bu gecenin bir şanssızlığı olsun.

 

Yıldızlı değerlendirme: [***** tam yıldız (J) Joker ]

Oyunun tümü...................................: * * * *
Rejisör...............Çetin İPEKKAYA : * * * *
Dekor.................Serpil TEZCAN : * * *
Kostüm..............Serpil TEZCAN : * * * J

Oynayanlar:
Andrey Golubyeva . . . . . Zafer ERGİN : * * * * J
Nataşa Golubyeva . . . . .Deniz GÖKÇER : * * * J

 

Tevfik YALÇIN


(Oyunu, 14 Şubat 1992 tarihinde AKM Oda Tiyatrosu’nda saat 19:00’da seyrettim.)



Henüz yorum yapan olmamış.

Yazdır Tavsiye Et
  Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
 
 
 
ÜYE & YAZAR GİRİŞİ
Üye Girişi
Yazar Girişi
 
ÜYELERİMİZDEN
 
 
DUYURULAR
İBB Şehir Tiyatroları’na TOBAV Tiyatro Çırakları Başarı Ödülleri’nde 5 Ödül
Soner Çakmak: Alacakaranlık Notları Resim Sergisi, 18 Mayıs - 1 Haziran düş yolcusu sanat durağı Sanat Galerisi
EKİP TİYATROSU MAYIS OYUNLAR
Bilgi Eğitim / Seminer / Felsefenin Sanata Bakışı / 5 Mayıs 16 Haziran
Bilgi Eğitim / Seminer / Felsefenin Sanata Bakışı / 5 Mayıs 16 Haziran
Bilgi Eğitim / Seminer / Felsefenin Sanata Bakışı / 5 Mayıs 16 Haziran
Bilgi Eğitim / Seminer / Felsefenin Sanata Bakışı / 5 Mayıs 16 Haziran
 
 
ANKET
 
yükleniyor...
anket sonucunu göster>>
 
E-Veri Bilişim Hizmetleri